ANALİZ

Son günlerde Suriye sınırımızda yoğun bir askeri faaliyet olduğu görülüyor.

Hatta önceki gece askeri konvoylar üç aynı noktadan Suriye sınırını geçti.

Milli savunma bakanlığı yetkilileri bunun rutin bir işlem olduğunu Suriye yönetimi ile eşgüdümlü olarak yürütüldüğünü açıkladılar.

Ancak iktidarın Apo’ya “silah bırakma çağrısını SDG’ye de yap” baskıları, Dışişleri Bakanının “SDG kararlara uymazsa iyi olmaz” açıklamaları, Apo’nun “Suriye’de demokrasi olmazsa bu diktatörlük olur, biz buna uymayız” sözleri bölgedeki askeri hareketliliğin sadece “rutin bir işlem” olmadığı izlenimi yaratıyor.

Türkiye Suriye topraklarında SDG’ye karşı bir askeri operasyon yapar mı?

Bana göre hayır, ancak iç politikaya yönelik bir heyecan dalgası yaratmak için beklenti yükseltilebilir.

Zaten iktidar medyası buna hazır, anında ellerinde sopalarla uzmanlar harita başına geçerek “şuradan gireriz, buradan ezeriz” edebiyatına başlayarak dikkatleri buraya çekebilir.

Tabii kendimizi de kandırmayalım.

SDG Türkiye’den giden PKK’lıların bir uzantısı değil.

SDG bir Amerikan projesi ve Amerika bu proje için milyarlarca dolar harcadı.

Bu nedenle SDG’ye karşı bir askeri operasyonun Amerika’ya rağmen gerçekleşmesi çok zor bir olasılıktır.

GÜNÜN SÖZÜ

Ülkemizin “reis”inin sözde Terörsüz Türkiye konusunda sessiz kalması pek hayra alamet değil…

Terörsüz Türkiye başka yöne eğrilirse şaşırmayalım!.. Ahmet ÜSTÜN

Bİ SOR BAKALIM

Maduro ister Erdoğan istemez

Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun başı fena halde dertte.

Her ne kadar halkın önüne çıkıp dans ederek Amerika’ya kafa tutuyor gözükse de geri planda içine düştüğü kıskaçtan kurtulmak için elinden geleni yapıyor.

Söylentilere göre Trump Venezuela Başkanına “ülkeyi terk et” çağrısı yapmıştı.

Ancak bu çağrıdan sonra iki başkan telefon konuşması yapmış ve hava biraz sakinleşmişti.

Tabii nereye kadar, Maduro’nun çok sıkıntıda olduğu artık çok belli.

Belki gerçekten ülkesini terk edecek, en güveneceği ve gitmekten çekinmeyeceği ülke Türkiye olabilir.

Maduro isteyebilir de Erdoğan buna yanaşır mı, uzaktan destek vermek kolaydır da Amerika’ya rağmen kucak açmak sıkıntının Türkiye’ye yansıması anlamına da gelir.

Duyduğum bir dedikoduyu aktarayım, Erdoğan önceki gün ağırladığı Macaristan Başkanı Victor Urban’a “Maduro’yu sen alabilirsin” demiş. Maduro için alternatiflerden biri de Azerbaycan.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Pahalılıkla mücadele yöntemi

Gerçi çoğumuz biliyoruz ama CHP Genel Başkanı düşülen perişanlığı meclis kürsüsünden dile getirince daha anlamlı oluyor.

Saray iktidarı ekonomide çağ atladığımızı, dünyanın sayılı ekonomileri arasında olduğumuzu, kişi başına milli gelirin 17 bin dolara çıktığını söylüyor ama durum hiç de anlatıldığı gibi göz kamaştırıcı değil.

Yanlış ekonomik programlar nedeniyle yoksullaştırılan halk daha ucuza gıda maddesi almanın yolunu hiç hak edilmeyen, gurur kırıcı yöntemlerle buluyor ancak.

Pazarda artıkları toplayanların görüntülerine artık çok alıştık.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de durumu bütçe konuşmasında dile getirirken ilginç veriler sundu.

Örneğin manavlarda 200 liraya satılan ancak elde kalan, kilo hesabına da gelmeyen meyveler 30/40 liraya satılıyormuş.

120 lira olan yufkanın yırtılmış, hasar görmüş olanı 60 liraya müşteri buluyormuş.

Bayat ekmek 8 lira, kırık yumurta 4 lira, çorba pişirmek için kullanılabilen atık kemikler de 150 liraymış.

Saray “halkın yararına oldu” dediği bütçede bunlar yer almıyor tabi, bu bütçe tuzu kuruların ne kadar iyi olduklarını gösteriyor o kadar.

YENİ ÖĞRENDİM

Yeni havaalanına taksi ile gitmek

İstanbul’un yeni havaalanına taksi ile giden okurlarım vardır elbette.

Ama şunu öğrendim ki taksiciler yeni havalimanına müşteri almak istemiyorlar.

Oysa İstanbul’un neresinden olursa olsun yeni havaalanına gitmek 1500 liradan aşağı tutmuyor.

Görünüşte iyi para ancak taksiciler dönüşte yolcu bulamadığı için bu yüksek taksimetre fiyatının bir cazibesi yok.

İstanbul’da olduğu gibi birçok yerde havaalanına müşteri getiren taksi dönüşte yolcu alamıyor çünkü havaalanı taksileri buna izin vermiyor.

Eskiden Atatürk Havalimanı’ndan çıkan bir taksi en fazla bir kilometre gittikten sonra yeni müşteriye ulaşabiliyordu, oysa yeni havaalanından çıkan bir taksinin 30 kilometre boyunca müşteri bulması olanaksız.

Bu nedenle havaalanına gitmek istemeyen taksicilere öfkelenmeyin.