ACAYİP YAZILAR

Son günlerde çok konuşulan ülkelerden biri Venezuela.

Venezuela halkı bir yandan Amerika baskısı altında diğer taraftan da yönetimin faşist uygulamaları ve yoksulluk altında eziliyor.

Bakın Venezuela’da neler oluyor.

– Uyuşturucu baronu savcı,

– İnsan kaçakçısı subay,

– Altın kaçakçısı
milletvekili,

– Sahte diploması olan
profesör,

– Seçmenini satan Belediye Başkanı,

– Vergi kaçıran bakan,

– Güya yoksullara yardım eden kahraman mafya
babaları,

– Azmettirici milletvekilleri,

– Kendi bakanlığını soyan bakan,

– Adliye de uyuşturucu partisi yapan Hakim,

– Seçimleri hileyle kazanma,

– Sürekli kumpas kurulan, dolandırılan sefalet içindeki halk,

– Devletin Bankasını dolandıran bürokratlar,

– Üç kuruş için yalan haber yapan
gazeteciler,

– Memleketi haraca bağlayan müteahhitler,

– Suçsuz insanları cezaevlerine atan vicdansız, duygusuz siyasiler,

– Kiliseyi arkasına almış, dini kullanan, saraylarda yaşayan otokratik ve oligarşik yönetim…

İnsan haliyle üzülüyor, Venezuela çok uzakta ama orada yaşayanlar da insan.

ÇOK GÜLDÜM

Casus fıkralarına devam

Perşembe günü Yıldırım Tuna’dan gelen bir casus fıkrasını sunmuştum size.

Pazar için de iki casus fıkramız var;

Biraz beklemek gerek

Son derece çekici casus kadın patronunu gizli numaradan aramış, “Kolay olmadı, hayli zorladı kerata ama albaydan harekatla ilgili son derece gizli bilgileri aldım efendim” demiş,

“Çocuğu da şu anda
bende”

“Mükemmel” diye cevap vermiş patronu, “Çocuğunu da bir şekilde buraya ulaştırın, belki şantaj için kullanabiliriz!”

“Olur” demiş casus kadın, “Ama onu size getirebilmem için 9 ay beklemelisiniz!”

Şu meşhur Mustafa mı?

Ajana “Yenikent’e gidiniz, gizli ajanımız Mustafa’yı bulunuz, topladığı istihbaratı elden alıp bize bildiriniz… Kendisine ‘Sabahları yapraklar nemlidir’ derseniz sizinle gereken bağı kuracaktır” diye kriptolu bir mesaj iletilmiş.

Bizim ajan otobüsle Yenikent’e gelmiş, karşısına ilk çıkan adama “Mustafa beyi nerede bulabilirim?” diye sormuş.

“Ohooo.. Bu kentte Mustafa’dan bol ne var” diye cevap vermiş adam, “Postacı Mustafa var, bakkal Mustafa var, gazete bayii Mustafa var. Mesela benim adım da Mustafa.”

Bizim ajan “Belki de aradığım bu Mustafa’dır” diye denemek için “Sabahları yapraklar nemlidir” der demez adam atılmış, “Haaa, siz meşhur Mustafa’yı arıyorsunuz. Onu aşağıdaki kahvede bulursunuz. Kime ‘Casus Mustafa’ diye sorsanız gösterir!”

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Ooo bu pazar çok iğneleme var

Köşemizin daimi konuklarından gazeteci Erdem Beliğ Zaman bu hafta coşmuş. Tam 4 iğneleme göndermiş;

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Ekim’de Anıtkabir’i ziyaret edip hatıra defterine, “Sapasağlam ayaktayız!” diye yazdı… Acı bir tesadüf ki tam da o satırları karalarken kendi iktidarı döneminde, 2012’de yapılmış bir apartman Gebze’de durduğu yerde yıkılıverdi! Zat-ı devletlileri sapasağlam ayakta evet, ama ne varsa yıkarak!

***

Devlet Tiyatroları sanki başka bir oyun yokmuş gibi senelerdir Süheyl ve Behzat Uygur kardeşlerin oynadığı Süt Kardeşler’i oynamaya karar vermiş… Üstelik haber dahi vermeden… Elbette yasal herhangi bir engel yok fakat etik açıdan böyle bir durumun yaşanması hoş değildir. Affedersiniz, Devlet Tiyatroları’ndan bahsediyordum değil mi? Devlet Tiyatroları’nda etikçi davranılsa hiç iktidara tetikçi Tamer Karadağlı müdür olabilir miydi?

***

İlk kez 1925 yılında basılan Cumhuriyet Altını yüz yaşına girmiş! O kadar değerli altın, bin yaşına da girer… Onu alamayan Türk vatandaşlarının girebileceği tek şey AKP-MHP ve türevleri iktidarında sadece ve sadece ucuz ekmek kuyruğudur!

***

TFF Başkanı İbrahim Karahasanoğlu, futbol camiasını sarsan bahis skandalı üzerine, “Futbolda yapı değil ahlâk sorunu var!” demecini verdi… Yalnız top peşinde koşanlar değil, lüp peşinde koşanlar da aynı sorundan muzdarip… Yeni Anayasa diye tepinenlere karşı da Karahasanoğlu’nun cevabı geçerlidir,
“Yapı değil ahlâk sorunu
var!

KOMİK

Hakkaten yaaa, AKP gelene kadar iğne bile yoktu bu ülkede. Ne var ki iğne yaptığımız yıllarda o henüz doğmamıştı bile.