ANALİZ
Aylardır çoğu AKP’li olan iş insanlarına karşı operasyonlar yapılıyor.
Kaç holding patronu hapiste, kaçının tüm mal varlıklarına el kondu, yolsuzluk, kara para aklama, uyuşturucu nedeniyle kaç kişi cezaevinde sayısının hesabını karıştırdık.
Adı kamuoyu tarafından da bilinen sayısız ünlünün başı fena halde dertte.
Kaba bir hesapla el konulan mal ve para varlıklarının toplamı neredeyse 200 milyara yaklaşmış durumda.
Deli bir para bu.
Ancak dikkatinizi çekiyor mu, ortalık çok sessiz.
Gazete ve televizyonlarda ilgili haberler sıklıkla yayınlanıyor ama tepki gösteren yok.
Ne hukuksuzluktan söz ediliyor ne gizli tanıklar dile getiriliyor ne sabahın köründe yapılan gözaltılar eleştiriliyor.
Her biri dolar milyoneri olan ünlü iş insanları hakkında hiç dedikodu yok, hapisten çıkmaları için “milyonlarca liralık rüşvetlerden” falan da söz edilmiyor.
İş dünyası çok sessiz.
Peki neden?
İş insanları operasyona uğrayan kişilerin gerçekten haklarında iddia edilen suçları işlediklerine mi inanıyorlar?
Yoksa birçok iş insanı “Biz de yaptık, yapıyoruz bunları, bizim kapımız da çalınacak mı?” korkusu mu yaşıyor.
Bu sessizliğin sonu bana sanki çok daha büyük bir gürültüye neden olacak gibi geliyor.
DİKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER
AKP içindeki kaypaklar!
Hayli zamandır “Erdoğan yerine oğlu Bilal’i hazırlıyor” dedikoduları dolaşıyor ortalıkta.
Bana pek mümkün gelmiyor bu.
Erdoğan’ın oğlu elbette görevi babasından devralmaya çok hevesli olabilir ama Türkiye’nin dinamikleri bunu kaldırmaz sanıyorum.
Bilal Erdoğan ise bu hevesini son günlerde pek açık ediyor.
Önceki gün konuşan Bilal Erdoğan “içlerindeki hainlerden” söz ederek “Şu 23 yılın ortalarında bir yerde bile Cumhurbaşkanı’mızın arkasında daha güçlü dursaydık, bugün biz çok daha güçlü olurduk. Biz Cumhurbaşkanı’mızı biraz daha güçlü kılsaydık şu İsrail, şu soykırımı yapamazdı. Ama biz adeta bu içimizdeki fitnelerle, bu içimizdeki kaypaklarla, bu içimizdeki hainlere verdiğimiz primlerle Cumhurbaşkanı’mızın gücünü, enerjisini azalttık” dedi.
Kimdir bu hainler, kaypaklar gerçekten siz de merak etmiyor musunuz?
GÜNÜN SÖZÜ
TBMM’de: İğrenç taciz…
MEDYA’da: Fuhuş ve uyuşturucu…
TOPLUM’da: Bahis dolandırıcılığı…
Ekonomimiz ise alçak sürünme…
İşte bizim durumumuz…
Daha ne olsun…
Ahmet ÜSTÜN
Bİ SOR BAKALIM
Ömer Çelik ne dedi yani?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel hafta sonunda yaptığı bir konuşmada “AK Parti’nin mantığı ‘Cemevi, Cümbüş Evi’ dedikleri için Cemevi’ni Kültür Bakanlığı’na bağladılar” dedi.
AKP sözcüsü Ömer Çelik ise NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sözlerinin siyasi bir bühtan olduğunu belirtti.
Ömer Çelik Alevilere dönük böyle çirkin yakıştırmaları nefret söylemi saydıklarını belirterek “AK Partimiz bu çirkin ve yakışıksız sözlerle yan yana getirilemez. Böylesi siyasi iftiraların muhalefet yapmakla ilgisi yoktur. Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Partimiz ile Alevi canlarımız arasındaki köklü ve derin muhabbete kimse gölge düşüremez” diye yazdı.
İyi de Özgür Özel Cemevleri’nin kültür Bakanlığı’na bağlandığını söyledi.
Öyle değil mi?
Bazı AKP’liler “Cemevi cümbüş evi” demiyor mu?
O halde ne söylüyor anlayan var mı?
CANIMI SIKAN ŞEYLER
Sürekli yara kabuğunu kaşımak
İktidar hayati konularda sıkıştığı an “yara kabuğu kaşımayı” tercih ediyor hep.
Özellikle partinin genel başkanı Erdoğan sıklıkla tek parti ya da 2. Dünya savaşı dönemine uzanarak CHP’ye eleştirilerde bulunuyor,
Bu eleştirilerin çoğu aslında unutulmuş, dönemin konjonktürüne göre yaşanmış olaylar oluyor.
Erdoğan son olarak dünkü konuşmasında Boraltan faciasını dile getirerek CHP’ye ağır sözler söyledi.
Boraltan faciası şu; 1945 yılında savaş sona erdikten sonra Türkiye’ye sığınan Sovyet askeri Azerbaycanlı 195 asker o günkü Türk hükümeti tarafından Sovyetler Birliği’ne iade edilmişti.
İade dilen bu askerler ardından kurşuna dizilmişti.
1945’leri hatırlayan neredeyse artık kimse kalmadı.
Bu konunun yeniden gündeme getirilmesi yara kabuğunu kaşımak gibidir.
Günlük siyasete ikide bir geçmişin kapanmış acı olaylarını alet etmenin ülkeye hiçbir yararı yoktur.

