ACAİP YAZILAR
Vay canına nasıl da karıştı ortalık.
Kim kiminle nerede nasıl alem yapmış buradan nasıl kazanç sağlamış hepsi birbirine girdi.
Habertürk’ün uyuşturucuya ve toplu alemlere meraklı olduğu iddia edilen eski genel yayın müdürü öyle coşuyormuş ki yanındaki kızlara hava olsun diye ünlü siyasetçileri telefonla görüntülü arıyormuş.
Bunlardan biri de eski içişleri bakanı Süleyman Soylu’ymuş.
Ama Süleyman Soylu çok öfkelenmiş “böyle iftira görmedim” demiş.
Daha da hiddetlenmiş “Hayatımda hiç kimse beni bu kadar laubali, bu kadar iffetsiz bir ortamda arama cesaretine sahip olamadı; olamaz” demiş.
Neymiş Mehmet Akif Trabzon’da kitap fuarındaymış, yanında hemşehrilileri varmış onların ricası üzerine görüntülü aramış.
İyi de abicim, en azından bir tane görüntülü arama var yani…
Bu kadar trip atmaya gerek yok.
Ayrıca her kimse artık o gizli tanık “arayıp da alemi ve yarı çıplak kızları gösterdi” demiyor ki, “onlara hava atmak için bakanı görüntülü arıyordu” diyor.
Etrafı göstermeden görüntülü aramış olamaz mı?
Ayrıca güzel abim, bir kişiyi görüntülü aramak, aranan kişinin de hiç kaygılanmadan telefonu açması çok yakınlık ifadesidir, öyle herkesi dilediğin gibi görüntülü arayamazsın.
Demek ki bu gazeteciyle çok yakınsınız ki sizi görüntülü arayabiliyor ve siz de telefonu açıyorsunuz.
Bir de FETÖ-METÖ laflarını sokuşturmuşsunuz be abicim laflarınız arasına.
Bu da çok baydı, her sıkıştığınızda FETÖ’ye sığınmasanız olmaz mı?
DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER
İçişleri “şak” diye açıkladı
Çankırı üzerinden Ankara istikametine gitmekte olan İHA Merzifon’dan kalkan F-16’larla vurularak düşürüldü.
Milli savunma bakanlığı düşürülme olayını kahramanlık destanı gibi sundu.
Sonrası tam bir sır.
Bu İHA kimin, nereden geldi, nereye gidiyordu, neden gelmişti, hava savunma sahamızı nasıl delip Ankara’ya bu kadar yaklaştı, İHA’nın parçaları bulundu mu, ne malı olduğu belirlendi mi?
Hiçbirini bilmiyoruz.
Milli Savunma Bakanlığı bu kadar ketum davranırken bir de ne görelim.
Bir başka İHA da İzmit’e kadar gelmiş ama kendiliğinden düşmüş.
Çarşamba günü düşen İHA’dan ancak iki gün sonra haberimiz olmuş.
İçişleri de hemen bir açıklama yapmış kendiliğinden düşen İHA’nın Rus yapımı Orlan-10 olduğunu bildirmiş.
İşe bakın, dün de Balıkesir Manyas’ta bir İHA düştü.
Köylüler haber vermese güvenlik birimlerinin haberi bile olmayacak.
Neler oluyor acaba?
MERAK ETTİĞİM ŞEYLER
Ya PYD/SDG entegre olursa!
Suriye politikasını anlamak mümkün değil.
İktidar sözcüleri sık aralıklarla “Bu son ihtarımızdır, PYD/SDG Suriye ordusu ile entegre olmazsa…” diye başlayan cümleler kuruyorlar.
“Entegre olmazlarsa” ne olacak?
Yandaş kanallarda eli sopalı adamlar Suriye’ye nasıl gireceğimizi anlatıyor her gece.
İyi de SDG Suriye ile anlaşıp entegre olursa ve Eş Şara “SDG Kuzey Suriye Ordusudur” derse ne olacak?
Bana sanki millet kandırılıyor gibi geliyor.
Çünkü Suriye politikasını SDG üzerinden yürütüyorlar ve “SDG de silah bırakıp kendini feshedecek” diyorlar ama Trump, SDG’ye askeri yardımın devam etmesine yönelik kararı imzaladı bile.
Yani?
Yanisi şu ki, ekran başındaki sopalı adamlar doğruyu söylemiyor.
ÇOK GÜLDÜM
Pazarın fıkralarına buyurun
Bu hafta Yıldırım Tuna’dan gelen fıkralarla keyifli pazarlar dilerim.
YAPMAMIZ GEREKENLER
Adam Ulusal Güvenlik Ajansını aramış, “Merhaba. Tüm telefon görüşmelerini kaydettiğinizi duydum. Doğru mu bu?”
“Hayır efendim. Biz asla bunu yapmayız. “
“Hay Allah. Az önce eşimle görüştüm, bana almam gereken malzemenin listesini verdi ama hatırlayamıyorum. Geri ararsam umursamadığımı düşünür, aylarca küs kalırız.”
“Çok üzüldüm efendim. Biz sivillerin konuşmalarını dinlemiyoruz… Ancak eşlerin genelde istedikleri şeyler aynıdır. Bence şunları yapmalısınız.
- Bir şişe süt alın.
- 5 adet limon.
- 15 adet yumurta.
- Kızınız Massi’nin pazartesi için verilen matematik ödevine yardımcı olun.
45 DAKİKA KONUŞMA OLMAZ
Başkan, TV canlı yayını biter bitmez “Bana uzun konuşma yaptırmayın!” diye sinirle elindeki kağıtları yere fırlatmış, “Milletin dikkati dağılıyor diyorum size. 15 dakika dediniz, 45 dakika sürdü. Olmuyor ama.”
“Sayın Başkan” diye yanına gelmiş yardımcısı, “Hazırlanan yazıdan size üç kopya vermiştim…”

