ACAYİP YAZILAR

Amerika Başkanı Trump’ın Erdoğan övgülerini biliyoruz.

Gerçi Trump’ın söyledikleri gerçekten övgü yoksa kendini dünyanın tek lideri sanan Trump’ın kibri mi orası da ayrı.

Trump’ın son övgülerinden birini Hürriyet yazarı Hande Fırat’tan öğrendik.

Hande Fırat dünkü yazısının sonunda şöyle demiş;

“Sık sık Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili olumlu ve dikkat çeken açıklamalar yapan Trump, Beyaz Saray’daki toplantıda da sözü Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a getirdi. Oval Ofis’te Trump, ‘Filistin’de de Ukrayna–Rusya’da da Erdoğan’ın çok yardımı oldu. Hakan Fidan zor, patronu da zor ama ikisini de seviyorum’ mesajını iletti.”

Trump Erdoğan için “zor adam ama onu seviyorum” demişti Beyaz Saray’daki son görüşmede.

Şimdi de Eş Şara ile görüşmesinin bir bölümüne katılması için Washington’a çağırdığı Hakan Fidan’ı da eklemiş bu övgüye.

Bir insan hangi durumda “Zor ama seviyorum” sözünü söyler?

Bu söz ancak sıkıntı çekseniz bile sonunda çok işinize yarayan biri için söylenebilir ancak.

Sanki Trump şunu söylüyor; “Bu iki adam çok zor, sürekli arıza çıkarıyorlar ama sonuçta benim dediğim oluyor, ne istiyorsam yapıyorlar. Bana lazım olan da bu.”

Öyle ya, dünyayı yönettiğini düşünen bir adamın her istediğini yaptırması halinde bunu yapanların ara sıra zorluk çıkarmasının bir anlamı olmaz ki.

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

Cenaze töreninde gülünür mü?

Düşen C-130 uçağında şehit olan askerlerimizden birinin cenazesi Muğla’da toprağa verildi.

Cenaze törenine damga vuran görüntü ise cenaze namazı sırasında en ön safa geçen AKP’li Aydın Ayaydın ile CHP’li Milas Belediye başkanı Fevzi Topuz’un kahkahalar atarak sohbet etmesiydi.

Kanal 48’in çektiği görüntülerde bu ikili ve yanındakilerin gülmekten de öte kahkaha atmaları büyük tepki çekti.

Aslına bakarsanız protokolün ve ünlü kişilerin katıldığı cenaze törenlerinde bu manzara çok sık rastlıyoruz.

Hatta öyle ki bazı cenazeler kokteyl kıvamında bile geçiyor.

Ancak ilk kez namaz sırasında en ön safta duranların kahkaha atmalarına tanık olduk.

CHP’li başkan halktan özür dileyeceğini söylemiş, bahanesi ne olursa olsun bu özürün bir anlamı olabilir mi?

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Yattığı her güne 16 sayfa

Gazeteci Erdem Beliğ Zaman bu pazar için 3 iğneleme göndermiş. Okuyalım;

Tam 234 gün iddianamesiz hapishanede tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu için 234 gün sonra nihayet bir iddianame hazırlandı. Bu iddianame üstelik tam 3900 sayfa! Bu da demek oluyor ki İmamoğlu’nun her yattığı gün için yaklaşık 16 sayfalık suç iddiası var.. Boşu boşuna yatmış sayılmasın demenin matematiksel yolu yani!

***

AKP döneminde bildiğimiz “kurt”lar da evrim geçirdi.. O heybetli, yeleli, cesur dağ kurtları yerini KYK yurtlarındaki yemeklerde sıklıkla görülen gıda kurtlarına bıraktı… Bunlar geçirdiği kışı da yediği ayazı da unutur!

***

İmamoğlu iddianamesindeki gizli tanıkların müstear isimlerinin çoğu bir ağaç adı: Zeytin, maun, meşe, çınar, köknar, sekoya, gürgen, ladin… Bununla acaba orman kanunları geçerli mi demek istiyorlar!..

ÇOK GÜLDÜM

Ne istediğini iyi bileceksin

Pazarın fıkrası tabii ki Yıldırım Tuna’dan;

Çok yakışıklı genç yanında 70’lik bir kadınla el ele bir bara girmiş, tam yanında oturan adam bir iki kadehten sonra “Kaba olmak istemem ama, ne bu yanındaki yaşlı sevgili olayı?..” demiş,

“İnanın birbirinize yakıştıramıyor insan.”

Acı – tatlı bir olay aslında” diye cevap vermiş delikanlı, “Savaştayken uçağım pasifik okyanusuna düştü, paraşütle atlayıp kendimi ıssız bir adada buldum.. Aylar sonra sahilde otururken bir deniz kızı peydahlandı ve bana üç dilek hakkı verdi.. ‘İlk dileğim bu adadan kurtulmak’ dedim. ‘Yarın bir kurtarma botu seni bulacak’ dedi.

İkinci dileğim çok zengin olmaktı, bana iki şirket ismi verip onlara yatırım yapmamı söyledi ve üçüncü dileğimi sordu, ‘Adada çok mahsur kaldım, çok da güzelsin, beraber olsak’ dedim, ‘Bu dileğini yerine getiremem.. Görüyorsun yarı balığım’ dedi, ‘O zaman bunun yerine bana bir 70’lik gönder de neşemi bulayım.’ dedim.. Hay dilim tutulsaydı..”